15 Aralık 2013 Pazar

Derkenar 2 - Umut Koloş

Derkenar 2:
NORMALLİĞE SÖVGÜ

umut.

Bilgelik silahtan iyidir,
Ama bir deli çıkar, her şeyi berbat eder.

Şimdiye kadar blog’da normalliğe “ciddiyetle" yer verdim. Benim bu derkenar ise -ki buna post- önekli ya da liberal değil, liberter yahut tüm şirâzesizliğine karşın, Herder'in izniyle, "Romantik" denmesini tercih ederim- "ciddiyetten" uzak kalacak.

1 Aralık 2013 Pazar

Hasta Kimdir? - Ulus Baker


Hasta kimdir?*


Ulus BAKER


"hastalık hayata bir bakış tarzıdır." (g.d.)

Michel Foucault'nun eserinin ülkemizde pek tanındığını söyleyemeyiz, tanınmasına hizmet edebilecek tercümelerinin oldukça itici ve anlaşılmaz olduklarını da itiraf etmeliyiz, son olarak onun "postmodern" bir düşünür olarak uzak tutulması gerektiği fikrine yalnızca batılılaşmanın karşıtı islami-muhafazakâr yazarların alayla bakmaları da yeterince manidar, böyle bir fikir ülkemizde genelde sol entelektüeller tarafından paylaşılıyor ve Türkiye gibi bir ülkede yaşayabilmek için iktidarlara karşı verilmesi zorunlu olan mücadeleler boyunca en azından birkaç noktada işe yarayabilecek olan bir düşünce ne yazık ki birtakım klişelere pek kolay feda ediliyor.

Cezaî Sorumluluğun Esası Olarak Failin Normalliği Anlayışı - Sulhi Dönmezer

CEZAÎ SORUMLULUĞUN ESASI OLARAK FAİLİN NORMALLİĞİ ANLAYIŞI*



Sulhi Dönmezer



     Yeni kanunlarda, manevî sorumluluk, özgürlük kriteri yerine failin normalliği ölçütünün ikamesine doğru gidilmektedir[1]. Bu suretle cezaî sorumluluğun esası olarak “normallik” anlayışı gittikçe yayılmakta ve önem kazanmaktadır.

15 Kasım 2013 Cuma

Denetim Toplumları - Gilles Deleuze


DENETİM TOPLUMLARI*


Gilles DELEUZE


çev. Ulus Baker


1. Tarihsel Bakımdan

Denetim Toplumları Nedir?

Foucault "disiplin toplumları"nı On sekizinci ve On dokuzuncu yüzyıllara yerleştirmişti. Bu toplumlar doruk noktalarına Yirminci yüzyıl başlarında varmışlardı. Bu toplumlar, geniş ve yaygın kapatıp-kuşatma mekânları düzenlemeleriyle ayırdedilirler. Birey hiç durmadan, her biri kendi yasalarına sahip olan bir kuşatma mekânından öbürüne geçer; önce aile; sonra okul ("artık ailende değilsin"); ardından kışla ("artık okulda değilsin"); en sonunda da fabrika; ara sıra hastane; olasılıkla hapishane, yani kapatılmış-kuşatılmış çevrenin en önde gelen örneği. Analojik bir model oluşturan hapishanedir burada; Rossellini’nin Europa 51 filminin kadın kahramanlarından biri bazı işçileri işbaşında gördüğünde "mahkumlarla karşı karşıya olduğumu sandım" diye haykırabilir.

Hukuk Modeline Karşı - Ulus Baker

HUKUK MODELİNE KARŞI*

Ulus BAKER

Foucault hiçbir zaman yazmayı bir amaç olarak görmedi. Onu büyük bir yazar yapanın tam da bu olduğunu söyleyenler haklıdırlar. Onlar, Foucault'nun yirmi beş yılı aşkın bir zamana yayılan eserinin güzergahlarında şen bir bilimin yol açtığı kahkahaları bastırmasız, özgürce ve sakınmaksızın savuranlar olabildiler: Foucault'nun öncesinde Spinoza ile Nietzsche'yi, sonrasında ise Deleuze'ü ve yeni bir düşünür kuşağını bu kahkaha içinde yakalıyoruz.

1 Kasım 2013 Cuma

Derkenar 1 - Umut Koloş

Derkenar 1:

TOPLUM SÖZLEŞMESİ ve EPİSTEMİK KIRILMALAR


umut.

(Omnis Conventio Interpretatur Rebus Sic Stantibus - Her Sözleşme Şartlar Aynı Kaldıkça Geçerlidir İlkesi Hakkında)

          Hakkında kısaca okuyacağınız ilke, esas olarak, bir özel hukuk ilkesi olarak beliriyor. Ancak hukuk tarihinin toplum sözleşmeleri olarak kaydettiği paradigmanın kendisinin de bir sözleşme tasarımından hareket etmesi sebebiyle, sahipsiz kalmasını umduğum bu satırlara alan açıldığını ileri sürüyorum!

Jakobs'un Düşman Ceza Hukuku Kavramı Hukukun Düşmanı - Henning Rosenau




JAKOBS’UN DÜŞMAN CEZA HUKUKU KAVRAMI HUKUKUN DÜŞMANI*


Henning ROSENAU



I.  Düşman  Ceza  Hukuku  Kavramı  Alman  Ceza  Kanununa  mı
Anıyor?

23.7.2004 tarihinde Genel Güvenliğin Korunması Amacıyla kerrer FaillerUygulanacak Hürriyeti sıtlayıcı TedbirlerDüzenleyen Kanun1 yürürlüğe girdi. Bu yasal reformun en önemli kısmını, Ceza Kanunu m.66bde2   zenlenen sonradan verilen güvenlik amlı hürriyeti kısıtlayıcı emniyet tedbiri oluşturmaktadır. Şu an Alman ceza doktrininde yapılan şiddetli ve geniş kapsamlı tartışmalara ve olan genel kanıya bakılırsa, Günther   Jakobs   tarafından   bulunan Düşman   Ceza   Hukukunun   bir elementinin, artık Alman ceza hukukunun bir bölümünü oluşturm olduğu kanısına varılabilir.

8 Ekim 2013 Salı

Hukuk ve Sözleşme: Sözleşme Hukuku ve Dağıtıcı Adalet - Anthony T. Kronman

HUKUK VE SÖZLEŞME: SÖZLEŞME HUKUKU VE DAĞITICI ADALET*

 Anthony T. KRONMAN

Hukuk sistemimiz kişilere mülklerini diledikleri gibi ya bağışlayarak veya başkalarının mal varlıklarıyla değiş-tokuş etmek suretiyle transfer ederek,  devretme özgürlüğü tanımıştır. Bu bağlamda bireysel serbesti, taraflarca belirlenmiş koşullarla mülkiyetin naklini sağlayan, hukuken bağlayıcı akitler yapmak yetkisini içine alır. Akitler konusunda uzmanlaşan müellifler, özel hukuk kişileri arasındaki mülkiyet naklini düzenleyen karmaşık hukuk kuralları yığınının yani sözleşme hukukunun  üç meşru işlevi bulunduğu konusunda neredeyse evrensel bir uzlaşı  içindedirler.

1 Ekim 2013 Salı

Hukukun Hukuka Aykırılığa Yol Açması Olgusu - Yasemin Işıktaç


HUKUKUN HUKUKA AYKIRILIĞA
YOL AÇMASI OLGUSU*

Yasemin IŞIKTAÇ


Hukuk çeşitli biçimlerde güncellenebilir. Ancak, burada konuyu özellikle en yaygın biçim olarak yasal çerçevesiyle sınırlamayı uygun bulduk. Bunun bir nedeni en yaygın biçim olması kadar, bugün için ideal bir form olarak kabul edilmesidir.

16 Eylül 2013 Pazartesi

Felsefe Adalet İle Başlar - Osman Vahdet İşsevenler


Felsefe Adalet İle Başlar: Doğal Hukukun Sokrates Öncesi Temelleri*


Osman Vahdet İŞSEVENLER[1]


Çalışmanın amacı doğal hukukun Sokrates öncesi Yunan felsefesindeki olası temellerini ortaya koymaktır. Bu bağlamda günümüz dillerine adalet olarak çevrilen Yunanca dike kelimesinin felsefi yazında, ilk felsefe yazarı olan Anaximandros tarafından ontolojik bağlamda kavramlaştırıldığına işaret edilmiştir. Anaximandros’a göre evrendeki karşıt güçler arasındaki çekişmede, adalet yargılayan ve cezalandıran bir pozisyona sahiptir. Evrendeki çatışma konusunda Anaximandros ile hem fikir olan bir başka Sokrates öncesi düşünür olan Herakleitos’un ontolojisinde ise değişimin ardında logos’a dayalı olumlu bir düzen mevcuttur. Herakleitos’a göre bilgelik logos’a vakıf olunmasıdır ve evrendeki bu adil düzen, insanlar arasındaki düzene örnek oluşturabilir. Çalışma bu bağlamda insanlar arasındaki düzeni temin edecek yasalara örnek arz eden bu evrensel doğa yasası fikrinin doğal hukuka, erken temeller sağladığını savlanmıştır. Fakat bu temellerde insan ayrıcalıklı olan değildir, doğanın bir parçasıdır ve doğayla ahenkli bir yaşantı sürmesi ile adil olur. Bu suretle ifade etmek istediğimiz felsefenin başlıca konusunun adalet olduğu ve adaletin hukuki bir kavram olarak kullanımın türevsel olduğudur.

9 Eylül 2013 Pazartesi

Marks'ın Özgürlük Anlayışı - Ferda Keskin




Marks'ın Özgürlük Anlayışı

Ferda KESKİN


Kapitalizme göre özgürlük için emekçinin yasal bir sistem içinde ücretli-emek ilişkisine onay veriyor olması yeterlidir. Ancak Marks'a göre bu onay sadece biçimseldir, çünkü üretim araçları burjuvazinin özel mülkiyeti altında olduğu için emekçinin bu ilişkiye onay vermenin dışında gerçekçi hiç bir alternatifi yoktur. Ayrıca bir toplumda emekçi sınıfından birilerinin önünde ücretli-emek ilişkisine alternatif bir seçim olsa bile bu, bir bütün olarak sınıfın da bir alternatif sahibi olduğu anlamına gelmez. Oysa sosyalizm için gerçek insan özgürlüğünün kolektif olması gerekir. Kolektif özgürlük ise ancak sınıflı toplumun geride bırakılmasıyla mümkündür.

Foucault ve Hukuk Tartışmalarına Katkı: Dispositif Olarak Hukuk - I - Umut Koloş


FOUCAULT VE HUKUK TARTIŞMALARINA KATKI:
DİSPOSİTİF OLARAK HUKUK – I


Umut KOLOŞ*

Michel Foucault’yu (1926-1984) hukuk felsefesi alanında tartışmanın gereği sorgulandığında, başka bir deyişle Foucault’nun hukuk felsefesiyle bağlantısının ne olabileceği düşünüldüğünde ilk önem taşıyan hususun, Foucault’nun iktidar üzerine söylediklerinden hareketle günümüzde hukukun hangi düzlemde yer aldığına ve işlevlerinin neler olduğuna değinmeye imkân tanımasında yattığını ifade edebilirim.

Hukuka Bakışta Başka Bir Boyut: Hukuk Fetişizmi - Umut Koloş


HUKUKA BAKIŞTA BAŞKA BİR BOYUT:
HUKUK FETİŞİZMİ

Umut KOLOŞ*

“Hukuk doğadan, ilk çobanların vardıkları
pınarların çevresinden çıkmaz; hukuk, korkunç
tarihleri ve kahramanları belli olan gerçek
muharebelerden, zaferlerden, katliamlardan
doğar; hukuk kundaklanmış kentlerden
talan edilmiş topraklardan doğar;
gündoğumunda can çekişen şu ünlü
masumlarla doğar”[1]


GİRİŞ
Fetişizm ve hukuk kavramları bir arada düşünüldüğünde, ilk izlenim itibariyle pek bir bağlantı görünmese de, bilimsel bir fetişizm tanımlamasının ya da yeni-kurgusunun hukuk alanı da dahil olacak biçimde farklı alanlara uygulanmasının, pratik ve bazen pratik/politik anlamlar taşıması mümkün olabilecektir. Ancak burada iki kavramın ilişkisini salt pratik/politik bağlamda ele almayacağımızı belirtmekte yarar vardır. Makalenin amacı başka ve yeni bir açıdan hukukun irdelenmesinin yapılıp yapılamayacağını göstermeye çalışmaktır.