15 Ocak 2015 Perşembe

Bir Hukukçu Neyi Bilmeli? Hukuk Fakültesi Neyi Öğretmeli? - Ertuğrul Uzun



BİR HUKUKÇU NEYİ BİLMELİ? HUKUK FAKÜLTESİ NEYİ ÖĞRETMELİ?

Ertuğrul Uzun


Başlıktaki soru, retorik bir soru değil. Hakikaten merak ettiğim bir mesele. Aklımda bazı şeyler var elbet. Bir kısmını daha önce yazmıştım ve Yeni Hukuk’ta yayımlanmıştı*. Onları tekrar etmeyeyim. Fakat ‘hukukçu’ dediğimiz kişi her kimse, neleri bilmeli sorusuna verilmeye aday yeni cevaplar var. Katılır mısınız, katkıda bulunur musunuz bilemem. Ama gerçekten merak ediyorum.
Hukuk öğretimi, pozitif hukuk merkezli bir öğretim. Buna itiraz anlamsız. Nihayetinde hukukçunun mevzuata hakim olması gerekiyor. Bugün için benim de içerisinde bulunduğum bir grup hukukçunun asıl itirazı sanıyorum hukuk fakültesinden mezun olanların hukuka ilişkin felsefe, sosyoloji, psikoloji, tarih gibi beşeri disiplinlerden uzak kalmış olmaları. Şu veya bu şekilde bu müktesebat kazandırıldıktan sonra, tekrarlayayım, elbette pozitif hukuk merkezli bir öğretim yapılmalı.

Ne var ki halihazırdaki hukuk öğretimine eleştirel bakan bizlerin sanırım gündeme getirmekten bir şekilde uzak durdukları büyük bir eksiklik var. Daha doğrusu değineceğim konu hukukçunun bilmesi gerekenler listesine kolaylıkla dahil edilirken, bunu hukuk öğretiminin içinde düşünmeyi ihmal ediyor gibiyiz.

Mesele üzerinde derli toplu dile getirecek denli çalışmadığım için örneklerle gideceğim. Bir hukukçu olarak kendimde, kendi lisans mezuniyetim döneminde ve sonrasında, şu anda da öğrencilerimde ve onların mezuniyetleri aşamasında dikkatimi çeken eksiklik, bir ölçüde tarihsel bir nitelik taşıyor. Zira yakın dönem hukuk kural ve uygulamalarının bilgisinden bahsediyorum.

Sözgelimi, hukuk metodolojisi dersinde, tamamen tesadüfi ve keyfi bir şekilde ele aldığım bazı yüksek mahkeme kararlarının yahut bu kararlara temel teşkil eden o dönemde geçerli olan mevzuatın öğrencilerim tarafından bilinmediğini, fark ettim. Üstelik, bu bilgiye ulaştıklarında dehşete düştüklerini, hayret ettiklerini ve hukuka belki de farklı bir gözle baktıklarını gözlemledim. Sadece kuralları veya kararları görmekle hem de… Uygulamalara ilişkin de bilgiye sahip olsalar, kim bilir neler düşünecekler!

Hangi kararlardan veya kurallardan bahsediyorum? Mesela, artık öğrencilerimiz, 1990 yılına kadar bu ülkede zinanın cezalandırıldığını, kadının zinasının tek seferlik bir cinsel ilişki sayılmasına rağmen erkeğin zinası için çok daha başka koşullar gerektiğini, AYM’nin eşitliğe aykırılık nedeniyle söz konusu maddeler için ayrı ayrı iptal kararları verdiğini, ancak verdiği iki iptal kararındaki ifadelerde oldukça ilginç yorumlar yaptığını bilmiyorlar.

Yahut yine 1990’lara kadar ‘fuhuşu kendine meslek edinmiş kadınlara’ tecavüz etmenin başka bir kadına tecavüz etmenin üçte biri oranında cezalandırıldığını, bu maddeye yapılan anayasaya aykırılık başvurusunda AYM’nin iffetli kadınlar iffetsiz kadınlar ayrımı yaptığını ve iffetsiz kadınları kişisel özellikleri nedeniyle tecavüz eyleminden daha az zarar göreceklerini söyleyerek başvuruyu reddettiğini bilmiyorlar.

Çok yakın tarihte verilmiş Hrant Dink’in Türklüğe hakaret davasında verilen akıl ve mantık dışı kararı bilmiyorlar. Olsa olsa olaydan bir miktar haberdarlar.

Hukuk Felsefesi dersinde sivil itaatsizlik konusunu işlerken bir öğrencimiz örnek olarak Cumartesi Anneleri’ni vermişti. Bazı öğrencilerimizin bunu ilk defa duyduklarını söylemesine şaşırmalı mı acaba?

Metin Göktepe’ye ne olduğunu kaç kişi bilir?

Kaç çocuğun polis kurşunuyla öldüğünü, pek çoğumuz Gezi sonrasında öğrenmedik mi?

Susurluk skandalı artık unutulmadı mı?

12 Eylül’de ne olduğuna dair öğrencilerimiz ve genç hukukçular arasında yapılacak bir anketin sonucu şaşırtıcı ve ürkütücü olur mu?

Siyasi parti kapatılma davalarının dökümü ve gerekçeleri, bugüne ilişkin bir şeyler öğretmez mi?

28 Şubat neydi? Sloganik bir ifade olmanın dışında kimler bilir?

Umut Kitabevi’nin bombalanması, Ferhat Sarıkaya’nın HSYK kararı ile meslekten ihracı bile çok uzakta kalmış gibi görünüyor.

Öğrencilerimizi bu durum nedeniyle kınayabilir miyiz? Bir hukukçunun bilmesi gerekenler listesi nedir? Bu liste, diploma almanın mı, yoksa “iyi” bir hukukçu olmanın mı koşuludur? Yakın tarihin hukuku ve uygulaması, hukuk öğretiminin bir parçası olmalı mı? Hangi parçası olmalı?

Ben bunları ne zaman öğrendim, hatırlamıyorum. Okulda değil, onu biliyorum. Kim bilir bilmediğim, farkında olmadığım neler var! Ama öğrencilerime bunları öğretmem yahut içinde bulunduğum kurumun öğretmesi bir gereklilik mi? Merak ediyorum…

Hava soğuk, iklim sert, atmosfer boğucu. Soru sormanın tam zamanı…

* Söz konusu yazı için TIKLAYINIZ

5 yorum:

  1. peki nasıl olacak hocam? tabi bunu siz de soruyorsunuz da..bir öğrenci olarak,lisede sayısal eğitim almış,kitap okuma alışkanlığı az gelişmiş,olayların hukuki,felsefi,psikolojik vb. sosyal bilimler açısından yorumlarını yapamayan,kaldı ki mevzuatın eleştirisini yapıp başka türlü bir alternatif geliştirmek konusunda haliyle oldukça aciz olan ve buna benzer pek çok sebepten mezun olsa da mesleğinin hakkını veremeyeceğini düşünüp üzülen bir öğrenci olarak saçma da olsa soruyorum: ne yapacağım ben ?

    YanıtlaSil
  2. Bu sorumluluk hem egitimi verende hem de hukukçu olmak için fakülteye gelende bulunmalı. Daha geçenlerde size kitap okumaya alerjisi olduğunu söyleyebilecek kişilere rastladım utanç duyulası bu cümleyi kuran kişi yarın çıkacak da ben hukukçuyum diyecek. Bunu yapamayacağını söyleyerek hukuk yazan bir zihniyete dünyanın en kaliteli ve kapsamlı eğitimini verin aldığınız verim pek de değişmeyecektir. Bu mesleği seçecek kişilerin elenmesinde farklı bir boyut getirilmeli bence bu da 160 dakikada olacak iş değil, üzerinde düşünüyorum alternatif için lakin azımsanamayacak sayıda insan üniversite sınavlarına giriyor hayaller ve gerçekler biraz çatışıyor

    YanıtlaSil
  3. eleme sistemi konusunda haklı olabilirsiniz,hatta bu tüm meslekler için geçerli sanırım..yalnız tek aşamalı bir çözümün de işe yarayacağını zannetmiyorum,bunun adil olabilmesi için aileden başlayan objektif bir fırsat eşitliğinin sağlanabilir olması gerekir ki o da pek mümkün değil bence..kitap okuyamayacağını ya da yokluğundan yakındığınız diğer entellektüel faaliyetleri gerçekleştiremeyeceğini düşünen kişiler hakkındaysa,üniversitede verilen 'eğitim',kazanılan bakış açısı bunu değiştiremeyecekse ne değiştirecek peki? elbette ki bu konu hakkında her iki taraf da sorumludur,fakat mevcut duruma bu kadar olumsuz yaklaşılmasının hem eğiticilerin (eğitici de neyse,başka kelime bulamadım) alternatif yöntemler geliştirmesine,hem de durumun farkında olan ve ne yapacağını bilemeyen öğrencilerin -benim gibi- çözümlere katkıda bulunmasına hiç bir faydası yoktur kanaatimce..ha evet bi yandan haklı da olabilirsiniz tabii,ama ben olasılıklar içinden daha yapıcı olanını -en azından mevcut durum için- seçmeyi yeğliyorum sanırım..

    YanıtlaSil
  4. Yapılan yorumlar genel olarak hukuk öğretimine ilişkin olmuş. İstenirse o konuda da ayrıca yanut Yeni Hukuk'ta yayınlanan diğer yazı altında konuşmak mümkün. Benim buradaki metinde öncelikli muhatabım hukukçu akademisyenler. Hukuk öğretiminin içine, yukarıda zikrettiğim olayları kapsayan dersler alacak mıyız, yahut her bir öğretim üyesi ayrı ayrı bu sorunları kendi dersi çerçevesinde işlemeyi bir görev kabul edecek mi? Veyahut da bu bizim işimiz değil deyip, sorumluluğu tümüyle öğrenciye mi yıkacağız?
    Meselenin ikinci kısmı, eğer bunlar bilinmesi gereken şeylerse ama hukuk öğretimi içerisinde kendine yer bulamıyorlarsa, öğrenciler ne yapacaklar, ne yapmalılar? Bir hukukçunun kitap alışkanlığına sahip olmama lüksü yok. Problem çözmekten sıkılan matematikçi, deney yapmayı sevmeyen kimyacı olur mu?
    Lise öğretimine ilişkin sorunlar elimizde. Elbette külli düşünmeli ve oraya ilişkin taleplerde de bulunmalıyız. Ama temel eğitim halledilmezse hiçbir şey yapamayız demek kolaycılık. Yapabileceğimiz pek çok şey var. Mesela elimize bir kitap alabiliriz hemen.

    YanıtlaSil
  5. Beni en çok üzen şey var.
    Hukuk ve Hukukçu olmak için yıllar ve üzerine düşünülmüş tartışılmış Felsefe, Sosyoloji, Ülke Hukuk Tarihi gerekiyor. Biz ise yetişemiyoruz. Maddi geçim kaygısı veya kolaylığı bu temel gereksinimleri yozlaştırıyor. Hergün Hukuk Sistemimizde Deprem ler oluyor. İşte hepsinin kaynağı bu temelsiz Eğitim durumu.

    YanıtlaSil